Ergenlik

Normal ergen sendromu

Bu yazıda normal ergenlik sendromunun ne anlama geldiği hakkında konuşacağız. Bunun ergenlik dönemindeki bir dizi doğal ve normal davranıştan başka bir şey olmadığını göreceğiz.

Sosyal birlikte yaşama ve sosyal yapılar, birçok davranışın yetişkinler tarafından oluşturulduğunu, yönetildiğini ve yönetildiğini görmemizi sağlar. Bu açıdan bakıldığında gençlik davranışları yarı patolojik davranışlar olarak anlaşılabilir.

Bununla birlikte, evrimsel bir psikoloji perspektifinden, bu davranışlar tutarlı, mantıklı ve normal görünmektedir.

Normal ergenlik sendromunun belirtileri

Bu davranışlar ve dengesizlikler, yazarlar Arminda Aberastury ve Mauricio Knobel’in normal ergenlik sendromu olarak adlandırdıkları yarı patolojik bir kimlik oluşturur. Aşağıda bu sendromun semptomlarına bakacağız.

Kendini ve kimliğini aramak

Normal ergenlik sendromunun ilk semptomu, kimlik arayışı ile ilgilidir. Ergen kendi kimliğini oluşturmalıdır. Bu nedenle kendisini hem biyolojik hem de sosyal olarak tanımalıdır. Bu nedenle, ergenliğin nihai sonucu tam bir kendini tanımadır.

Bu kimlik arayışında ergenler bazen tekdüzelik veya grup eğilimlerine başvururlar. Bunlar onlara güvenlik ve özgüven sunar. Buna karşılık, tekdüzelik, herkesin herkesle özdeşleştiği bir “çift kitle özdeşleşmesi” üretir.

Diğer zamanlarda, ergen, olumsuz gerçek hayat rol modellerine dayanan olumsuz bir kimliğe başvurur. Hiçbir şey olmamaktansa sapkın ve istenmeyen bir insan olmanın daha iyi olduğuna inanıyorlar. Bununla birlikte, ergenin aradığı, geçici, ara sıra veya koşullu kimlikler gibi başka kimlikler de vardır.

Normal ergenlik sendromunun belirtilerinden biri olan grup eğilimleri

Daha önce de söylediğimiz gibi, kimlik arayışında ergen tekdüzeliğe, yani gruba başvurur ve güvenir. Grup, ona kimliğini aramakla yüzleşmek ve dolayısıyla kendini bulmak için ihtiyaç duyduğu güvenliği ve kişisel saygıyı verir.

Bu nedenle, belirli durumlarda, grubun davranışları ebeveyn figürlerine karşı bir muhalefeti temsil edecektir. Ortaya çıkan grup ruhu o kadar yoğun ki ergen aile çekirdeğinden çok ona bağlı hissediyor. Aynı şekilde grup, aile ortamından farklı olacak yeni kimlik biçimini temsil edecek.

Grup bu nedenle dış dünyaya gerekli geçişi oluşturur. Dolayısıyla bu geçiş, yetişkinlik için bireyselleşmeyi mümkün kılar.

Ancak grupla bu birliktelik hoşnutsuzluk, zulüm ve ilgisizliğin ortaya çıkmasına neden olacaktır. Ek olarak, tipik bir psikopat olan ancak ergenlikte normal olan bir sorumluluk eksikliğine yol açacaktır.

Entelektüelleştirme ve hayal kurma ihtiyacı

Entelektüelleştirme ve fantezi, ergen düşüncesinin tipik biçimleridir. Bu faaliyetler savunma mekanizmaları görevi görür. Çocukluklarından kaynaklanan kimlik kaybını ve kendi içlerinde meydana gelen kayıpları telafi etmeyi amaçlarlar.

Ergen kimliğiyle ilgili süregelen ikilem genellikle üzücüdür. Bu nedenle onu iç dünyasına sığınmaya zorlar. İç dünyalarına bu kaçış, bir tür duygusal yeniden düzenlemedir.

Etik, felsefi ve sosyal ilkelere olan ilginin arttığı bir tür pozitif otizm. Büyük felsefi teorilerin, politik hareketlerin, dünyayı kurtarmaya yönelik fikirlerin vb. Ortaya çıktığı yer burasıdır.

Aynı şekilde, kendi iç dünyasına çekilmek, onları ayet, roman, kısa öykü yazmaya, edebi ve sanatsal faaliyetlere yöneltir.

Dini krizler

Ergen kendini hem ateist hem de çok ateşli bir mistik olarak gösterebilir. Aynı birey, çok dindar mistik dönemlerden ve tam bir ateizm dönemlerinden geçebilir. Bu davranışlar normaldir. Aslında, iç dünyasının değişen ve dalgalanan durumuyla tutarlıdırlar.

Bir de metafizik endişe var. Genç kendine kim olduğu, ne olduğu, onunla ne yapacağı hakkında sorular sormaya başlar… Bu sorular, pozitif bir özdeşleşme arayışında egosunun yaşadığı acıyı yatıştırmaya yönelik girişimlerdir. Aynı şekilde, bu sorular, kendi çocuk bedeninin nihai ölümüyle yüzleşmesine yardımcı olur.

Normal ergenlik döneminde zaman referansı kaybı

Ergenlerde zaman ve mekân hakkında düşünmenin çok belirli özellikleri vardır. Havayı iyi “kontrol etmekte” güçlük çekerler. Aslında, acil durumlar genellikle çok büyüktür ve gecikmeler mantıksızdır.

Öte yandan, biyolojik modifikasyonlar ve kontrol edilemeyen bedensel değişiklikler ergen tarafından psikotik bir fenomen olarak deneyimlenir. Vücudu, biyolojik ve sosyal taleplerin birleştiği bir alan haline gelir.

Ayrıca ergen zamanın geçişini reddederse, çocuğu ölümsüz bir nesne gibi içinde tutabilir. Bu gerçek genellikle ergenlerde çok tipik olan yalnızlık duygusuyla bağlantılıdır. Aynı şekilde gençlerin kendilerini odalarına kilitledikleri, kendilerini soyutladıkları ve geri çekildikleri dönemlere neden olur.

Şimdi, gerçek yalnız kalma yeteneği, ancak bu bazen acı verici yalnızlık deneyimlerinden sonra elde edilebilecek bir olgunluğun işaretidir.

Otoerotizmden heteroseksüelliğe evrim

Otoerotikten yetişkin genital heteroseksüelliğe kadar değişir. Bu evrimde ergen mastürbasyondan genital egzersize geçer. Ergen, cinselliğini kabullenerek bir partner aramaya başlar.

Böylelikle tutkuya aşık olma gerçeği bazen büyük bir yoğunlukla ortaya çıkacaktır. Ancak bu bazen diğer kişi tarafından görmezden gelinir. Daha sonra, geç ergenlik döneminde tam bir ilişki ortaya çıkar. Bununla birlikte, ilişkiler doğası gereği daha keşfedici ve hazırlayıcı olacaktır.

Aynı zamanda fanteziler ve geçmiş deneyimler de artar. Önceki genital evrenin (mastürbasyon) ve eğlenceli öğrenme etkinliğinin (dokunma, dans etme, oyunlar vb.) Yolunu tekrarlarlar. Cinsellikle ilgili diğer ergen davranışları cinsel merak, teşhircilik ve röntgencilik olacaktır.

“Bence ergenin kişiliğinin stabilizasyonu, hayatın bu aşamasında normal olarak almamız gereken belirli bir ‘patolojik’ davranıştan geçmeden gerçekleşmez.” -Mauricio Knobel-

Normal ergen sendromunun daha fazla semptomu

Sosyal bir protesto tavrı

Ergenlikte yer alan değişim süreci yalnızca bireyin kendisine bağlı değildir. Aile ve toplum da ergenlerin davranışlarını etkiler ve belirler. Toplum gencin yaşamına kısıtlamalar koyarken, kişiliğinin gücüyle onu değiştirmeye çalışır.

Knobel’e göre “ergenin sosyal protesto tutumu pratikte vazgeçilmezdir”. Genç, fırsatlarının son derece sınırlı olduğunu hissediyor. Aynı zamanda, yetişkin dünyasının kendisine dayattığı ihtiyaçlara uyum sağlamalıdır. Böylece onlara olan nefretini boşaltır ve yıkıcı tavırlar geliştirir.

Davranışın tüm tezahürlerinde birbirini izleyen çelişkiler

Ergen davranışına eylem hakimdir. Yaşamın bu evresindeki en tipik ifade şeklidir. Gerçekte, defalarca denemesine rağmen katı, kalıcı ve mutlak bir davranışı sürdüremez.

Bununla birlikte, yetişkin dünyası ergen davranışlarındaki değişiklikleri hoş görmüyor gibi görünüyor. Yetişkinler, ergenin gündelik, koşullara bağlı ve geçici kimliklere sahip olabileceğini kabul etmez. Aksine, ondan yetişkin davranışı talep ediyorlar.

Belirlenmiş bir doğrusal davranışı sürdürmek, ergenin kişiliğinde bir değişikliği gösterir. Bu nedenle, ergenin kalıcı bir dengesizliği olan “normal bir anormallik” ten söz ediyoruz. Bu nedenle ergen katı, kalıcı ve mutlak bir davranış sergileyemez.

Ebeveynlerin kademeli olarak ayrılması

Bu, ebeveynlerin artık çocuk olmayan çocuklarından kopması anlamına gelir. Gençler için bu ayrılık karmaşık bir durumdur. Ancak, daha fazla bağımsızlığa sahip olduğu için mutlu.

Birçok ebeveyn endişelidir ve çocuklarının büyümesinden korkar. Ek olarak, bazıları kendi durumlarını yeniden yaşarlar. Hatta bazı ebeveynler çocuklarının büyümesini bile reddediyor. Bu durumda, çocuklar ebeveynlerini çok belirgin zulüm özellikleri ile görürler. Bu davranış, çatışma durumlarına yol açacaktır.

Şimdi ergen kendisiyle çatışır. Çocukken olduğu gibi anne babasına bağımlı hissetmiyor ama bir yetişkinin bağımsızlığına da sahip değil.

Sürekli dalgalanan ruh hali ve ruh hali

Depresyon ve yas fenomeni, değişim süreci boyunca ergene eşlik edecektir. Ebeveyn nesnelerini ve kendi çocuksu bedenini kaybettiği için çektiği keder, ruh hali değişimlerinin ve duygularının az ya da çok yoğunluğunu belirleyecektir. Bu ergenlik döneminin tipik bir örneğidir.

Öte yandan ergenlerin her zaman tatmin olamayan özlemleri başarısızlık hissine neden olabilir. Bu başarısızlıklar onu kendine sığınmaya zorlar. Böylece otistik davranış ve yalnızlık hissi ortaya çıkar.

Tipik bir hayal kırıklığı ve cesaretsizlik durumudur. Ayrıca, genellikle ergenlerin karakteristik özelliği olan can sıkıntısı anları da vardır.

Normal ergen sendromu hakkında akılda tutulması gereken bazı noktalar

Ergenliğin kaderi, yetişkin dünyasına entegre olmaktır. Bunun için ergenin yeni yüzünü kabul etmesi ve kendisini çok rahat yaşadığı çocukluk dünyasından uzaklaştırması gerekecektir.

Süreç ve gelişimin bu aşamasında ergen kişiliğinin istikrarını aramalıdır. Bununla birlikte, bu dengeye belirli bir derecede “patolojik” davranışlardan geçmeden ulaşılamayacaktır, ancak bu davranışlar, yaşamın bu evresinin normal evriminde içkin olarak kabul edilmelidir.

Ergenlikte ilk aşk: eylemin anahtarları Çocuklarımızın ilk aşkının ergenlik döneminde ortaya çıkması, ebeveynlerin başa çıkması zor bir konu haline gelebilir. Nasıl davranılacağını öğrenin.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu